Arama
En son konular
Mart 2010
| Ptsi | Salı | Çarş. | Perş. | Cuma | C.tesi | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
| 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
| 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 |
| 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 |
| 29 | 30 | 31 |
88888888888888
olay :: Her Telden :: Gülmece
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
88888888888888
Yani sekiz Ağustos bindokuzyüzseksensekiz...
Tam 20 yıl önce...
Ben bu tarihi nedense hep hatırlarım... Hiç unutmadım...
Üniversite bitmiş... Malum her erkeğin 20 yaşından sonra başına gelen durum olmuş.
Beni askere çağırmışlar. Ama bir kaç kere bakaya kalma durumum var... Kaçtım, yani... İki defa uzmanlık sınavına girmişim. Başaramamışım...
Artık askere gitme isteği de var. Malum, vatan borcunu ödemek lazım...
Askerlik şubesine çağırdıklarında, gideyim artık dedim, o sefer gittim.
İşte o gün 8.8.88 di... Sıcak mı sıcak bir gün... Ege bölgesinde bir ilçenin askerlik şubesine geldim. Evraklarımı gösterdim...
Askere alma muayenesi olacaksınız, bahçeye çıkın, dediler. Şubedeki onbaşılardan birisiydi, diyen... Emret komutanım, demek lazım, tabii... Çıktık...
O kadar fazla asker adayı vardı ki. Kalabalıktan bunalmıştım...
Herkesi bahçede askerlik şubesinin çardak altında topladılar. Hep 19-20 yaşında gençler arasındayım. Ama ben 23-24 yaşındayım. Saçlarım da tepelere kar yağmış görünümünde, malum...
Gençlerden bir tanesi dayanamayıp sormuştu.
-Abi neden bu kadar kaçtın ?
Şaşırıyorum bir an.
-Kaçmak mı ? demiştim...
Evet kaçtım ama sadece iki tertip kaçmıştım. O da sınavlara gireyim diye, olmuştu... Demek ki onların yanında biraz yaşlı görünüyordum...
-Okul, üniversite falan, diye anlatmaya çalışmıştım. Ama zaten kimin umrunda. Onlar şamata yapıyorlardı... Hep duyduğumuz, yok şöyle sıraya diziyorlar, yok şunu yapıyorlar, açtırıyorlar, öksürtüyorlar, falan filan şamatasını yapıyorlardı... Uçuk kaçık espriler peşpeşe geliyordu...
Soyunacaksınız demişti, onbaşı ... Soyunduk... Askerlik şubesinin bahçesinde çardağın altında herkes sadece iç çamaşırıyla duruyordu. Ne berbat bir durum ki, kaldırımdan geçenler “88 yazı don kreasyonunu” izleyebiliyorlardı. Don mankenlerinden birisi de bendim. Bu nedenle canım sıkkındı zaten...
Neyse içeriye onar onar almaya başladılar, nihayet... Ben de bir grupla içeriye alındım. Yemek masaları yan yana getirilmiş. Masanın diğer tarafında 4- 5 kişi duruyor... Ben de diğer dokuz kişiyle birlikte don defilesine, podyuma çıkmışım. Dışarıdaki şamatadan bizde eser kalmamış, tabii... Onlar önlerindeki evrakları incelerken, bizde ölüm sessizliği var...
Masadakilerden şöyle şişmanca, sarışın bir tanesi adımı okudu.
Buyur burdan yak, dedim, içimden.
-Haluk Namdar, senin bunların arasında ne işin var yahu, dedi...
Ben şaşkın şaşkın bakarken,
-Yahu doktor, sen neden soyundun. Çıksana sıradan, diye üsteliyor. Gel yanıma evrakalarını al, git, diyor.
Ben içimden bir sene askere gel diye peşimden koştunuz. Ben kaçtıydım. Ama şimdi askere gitmek istiyorum, neden almıyorsunuz , dercesine bakıyorum... Ama ağzımdan tek kelime çıkmıyor. Ne de olsa karşımızdakiler subay. Rütbelidir falan. Fazla konuşmamak lazım, değil mi yani ?...
Meğer bun kişi askerliğini yapan meslektaşlarımdan birisiymiş... Ben de jeton düştü nihayet. O an, ben utanayım mı, sevineyim mi, bilememiştim. Don defilesini tek başıma yapmak üzere masaya yaklaştım... Evraklarımı imzaladılar. Meslektaşım evrağımı imzalarken hala mırıldanıyordu.
-Yahu doktorum, doğrudan bana gelseydin ya, soyunmaya, beklemeye gerek kalmazdı...
-İyi de ben ne bileyim, abi ? Daha önce askere hiç gitmedim ki, diye fısıldıyorum...
Evet şu 8.8.88 tarihinde katıldığım The “Don Defilesi”ni unutamıyorum.
Hep ciddi yazacak değilim ya. Bu sefer de geyik muhabbeti oldu işte...
Gazetelerde 8.8.2008 çılgınlığı haberlerini okuyunca aklıma geliveren, bu komik anımı sizlerle paylaşmak istedim...
Tam 20 yıl önce...
Ben bu tarihi nedense hep hatırlarım... Hiç unutmadım...
Üniversite bitmiş... Malum her erkeğin 20 yaşından sonra başına gelen durum olmuş.
Beni askere çağırmışlar. Ama bir kaç kere bakaya kalma durumum var... Kaçtım, yani... İki defa uzmanlık sınavına girmişim. Başaramamışım...
Artık askere gitme isteği de var. Malum, vatan borcunu ödemek lazım...
Askerlik şubesine çağırdıklarında, gideyim artık dedim, o sefer gittim.
İşte o gün 8.8.88 di... Sıcak mı sıcak bir gün... Ege bölgesinde bir ilçenin askerlik şubesine geldim. Evraklarımı gösterdim...
Askere alma muayenesi olacaksınız, bahçeye çıkın, dediler. Şubedeki onbaşılardan birisiydi, diyen... Emret komutanım, demek lazım, tabii... Çıktık...
O kadar fazla asker adayı vardı ki. Kalabalıktan bunalmıştım...
Herkesi bahçede askerlik şubesinin çardak altında topladılar. Hep 19-20 yaşında gençler arasındayım. Ama ben 23-24 yaşındayım. Saçlarım da tepelere kar yağmış görünümünde, malum...
Gençlerden bir tanesi dayanamayıp sormuştu.
-Abi neden bu kadar kaçtın ?
Şaşırıyorum bir an.
-Kaçmak mı ? demiştim...
Evet kaçtım ama sadece iki tertip kaçmıştım. O da sınavlara gireyim diye, olmuştu... Demek ki onların yanında biraz yaşlı görünüyordum...
-Okul, üniversite falan, diye anlatmaya çalışmıştım. Ama zaten kimin umrunda. Onlar şamata yapıyorlardı... Hep duyduğumuz, yok şöyle sıraya diziyorlar, yok şunu yapıyorlar, açtırıyorlar, öksürtüyorlar, falan filan şamatasını yapıyorlardı... Uçuk kaçık espriler peşpeşe geliyordu...
Soyunacaksınız demişti, onbaşı ... Soyunduk... Askerlik şubesinin bahçesinde çardağın altında herkes sadece iç çamaşırıyla duruyordu. Ne berbat bir durum ki, kaldırımdan geçenler “88 yazı don kreasyonunu” izleyebiliyorlardı. Don mankenlerinden birisi de bendim. Bu nedenle canım sıkkındı zaten...
Neyse içeriye onar onar almaya başladılar, nihayet... Ben de bir grupla içeriye alındım. Yemek masaları yan yana getirilmiş. Masanın diğer tarafında 4- 5 kişi duruyor... Ben de diğer dokuz kişiyle birlikte don defilesine, podyuma çıkmışım. Dışarıdaki şamatadan bizde eser kalmamış, tabii... Onlar önlerindeki evrakları incelerken, bizde ölüm sessizliği var...
Masadakilerden şöyle şişmanca, sarışın bir tanesi adımı okudu.
Buyur burdan yak, dedim, içimden.
-Haluk Namdar, senin bunların arasında ne işin var yahu, dedi...
Ben şaşkın şaşkın bakarken,
-Yahu doktor, sen neden soyundun. Çıksana sıradan, diye üsteliyor. Gel yanıma evrakalarını al, git, diyor.
Ben içimden bir sene askere gel diye peşimden koştunuz. Ben kaçtıydım. Ama şimdi askere gitmek istiyorum, neden almıyorsunuz , dercesine bakıyorum... Ama ağzımdan tek kelime çıkmıyor. Ne de olsa karşımızdakiler subay. Rütbelidir falan. Fazla konuşmamak lazım, değil mi yani ?...
Meğer bun kişi askerliğini yapan meslektaşlarımdan birisiymiş... Ben de jeton düştü nihayet. O an, ben utanayım mı, sevineyim mi, bilememiştim. Don defilesini tek başıma yapmak üzere masaya yaklaştım... Evraklarımı imzaladılar. Meslektaşım evrağımı imzalarken hala mırıldanıyordu.
-Yahu doktorum, doğrudan bana gelseydin ya, soyunmaya, beklemeye gerek kalmazdı...
-İyi de ben ne bileyim, abi ? Daha önce askere hiç gitmedim ki, diye fısıldıyorum...
Evet şu 8.8.88 tarihinde katıldığım The “Don Defilesi”ni unutamıyorum.
Hep ciddi yazacak değilim ya. Bu sefer de geyik muhabbeti oldu işte...
Gazetelerde 8.8.2008 çılgınlığı haberlerini okuyunca aklıma geliveren, bu komik anımı sizlerle paylaşmak istedim...
Admin- Admin
- Mesaj Sayısı: 14
Kayıt tarihi: 12/08/08

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz







» Küçük Bir Çocuk İnternette Kayboldu!
» Hesaplama Hatası
» Kadınlar ve Erkekler
» 88888888888888
» Sakalımız Yok ki Sözümüz Dilensin
» Çapkınlara Ders Verilir
» gelde gulme
» ewrfweffbhw